1830 yılında Tavşanlı’da İmamzade Mehmet Efendi ile başlayan Harmancıklıoğlu ailesinin leblebicilik yolculuğu, kuşaktan kuşağa aktarılarak devam etti.
Ailenin üçüncü kuşağında ise İmamzade Mehmet Efendi’nin torunu Ali Efendi, leblebicilik geleneğini sürdürürken farklı lezzetler geliştirmeye yöneldi.
Geçmişten gelen kavurma ustalığını koruyan Ali Efendi, leblebiye yeni tatlar kazandırarak Harmancıklıoğlu ailesinin üretim tarihinde önemli bir dönemin başlangıcını oluşturdu.
Ali Efendi döneminin en dikkat çekici yeniliklerinden biri acılı leblebi oldu.
Geleneksel leblebi üretiminden gelen tecrübenin farklı tatlarla buluşması, klasik leblebinin yanında yeni çeşitlerin de ortaya çıkmasını sağladı.
Acılı leblebi, ilerleyen yıllarda sevilen leblebi çeşitlerinden biri haline gelirken Harmancıklıoğlu ailesinde yeni ürünler geliştirme anlayışının da önemli örneklerinden biri oldu.
Harmancıklıoğlu ailesinin leblebicilik anlayışında yenilik, geçmişten gelen ustalığın yerine geçmedi. Tam tersine, kuşaktan kuşağa aktarılan üretim tecrübesinin üzerine yeni fikirler eklendi.
Ali Efendi döneminde başlayan bu yaklaşım, sonraki kuşaklarda da devam etti.
Zaman içerisinde farklı aromalar ve üretim yöntemleriyle yeni leblebi çeşitleri geliştirildi; Harmancıklıoğlu ailesinin Tavşanlı’da başlayan leblebicilik hikâyesi giderek zenginleşti.
İmamzade Mehmet Efendi ile başlayan, ikinci kuşağın devam ettirdiği leblebicilik geleneği Ali Efendi döneminde yeni lezzetlerle buluştu.
Bu dönem, Harmancıklıoğlu ailesinin yalnızca geçmişten gelen bir mesleği sürdürmesinin değil, aynı zamanda leblebi üretiminde yeni tatlar geliştirmesinin de önemli adımlarından biri oldu.
Ali Efendi’den sonraki kuşaklarda ise bu yenilik anlayışı devam edecek; vanilyalı, haşhaşlı ve farklı leblebi çeşitleriyle Harmancıklıoğlu’nun ürün yelpazesi daha da genişleyecekti.
1830’da başlayan ustalık, üçüncü kuşakta yeni lezzetlerle yoluna devam etti.