1830 yılında Tavşanlı’da İmamzade Mehmet Efendi ile başlayan Harmancıklıoğlu ailesinin leblebicilik yolculuğu, sonraki kuşağın da mesleği devam ettirmesiyle kalıcı bir aile geleneğine dönüştü.
O dönemde leblebicilik, bugünkü üretim imkânlarından oldukça farklıydı. Üretimin birçok aşaması ustanın tecrübesine dayanıyor; nohudun hazırlanmasından kavurma aşamasına kadar geçen süreç büyük emek ve sabır gerektiriyordu.
İlk kuşaktan öğrenilen bu ustalık, ikinci kuşağa aktarılarak Harmancıklıoğlu ailesinde leblebiciliğin devam etmesini sağladı.
Bir zanaatın nesiller boyunca yaşayabilmesi yalnızca üretmeye devam etmekle değil, ustalığın yeni kuşaklara aktarılmasıyla mümkündür.
Harmancıklıoğlu ailesinde de leblebinin hazırlanışı, kavurma tecrübesi ve mesleğin incelikleri aile içerisinde öğrenilmeye ve aktarılmaya devam etti.
Böylece 1830’da başlayan leblebicilik, yalnızca bir kişinin yaptığı meslek olmaktan çıkarak kuşaktan kuşağa aktarılan bir aile mirasına dönüştü.
İkinci kuşağın sürdürdüğü bu gelenek, sonraki yıllarda İmamzade Mehmet Efendi’nin torunu Ali Efendi’ye ulaştı.
Ali Efendi ile birlikte Harmancıklıoğlu ailesinin leblebicilik hikâyesinde yeni bir dönem başlayacaktı.
Geçmişten aldığı ustalığı yeniliklerle birleştiren Ali Efendi, ailenin leblebicilik tarihinde önemli bir yere sahip oldu.
1830’da başlayan yolculuk artık yeni kuşakların elinde büyümeye devam ediyordu.